Yeşil Hoca

 

Hutbelerim

 

Hz. ALi (R.A)

Eserler

Amerikalıların Suallerine Cevablar

 

 

 

      Hutbelerim kitabı Şemseddin YEŞİL Efendi Hazretlerinin Ellibeş adet hutbesinin toplanarak bir kitap haline getirilmesinden oluşmuştur . Bu hutbelerimiz her Cuma yenilenmektedir. Aynı zamanda Efendi Hazretlerinin elimizde bulunan tek sesli Hutbesinide yukarıdaki mediaplayer aracılığıyla dinliyebilirsiniz, Lütfen hutbenin başlaması için biraz bekleyiniz ...
                               
                                    [ Sesli Hutbe Değişmemektedir, Yazılı Hutbelerimiz Güncellenmektedir . ]

 

 

ALTINCI HUTBE

ALLAH VE LÂ'NET ŞANINDA OLANLAR KİMLERE LÂ'NET EDERLER

Elhamdü lillâhil hannânil mennân. Sâtiril uyûbi ve ğaafiriz zenbi limen ileyhi yetûbü minezzünûbi vel ısyân. Hâlikıl halkı ğaniyyin anil müşiyri vel a'vân. Ahraceküm min bütûni ümmehâtiküm lâ ta'lemûne şey'en ve ce'ale lekümüs sem'a vel ebsâra vel ef'idete ve hüve kadiymül ihsân. Evcedel külle bi'ılmih. Ve sayyerahüm tahte kahrihî ve hukmih. Ve in min şey'in illâ yüsebbihu bihamdih. Fehüves sübbûhul müsebbihu bikülli lisân.
(Ahmedühu) sübhânehu ve teâlâ ve etûbü ileyhi veşküruhû ve kad fâze bişükrihiş şâkirûn. Ve eşhedü en lâ ilâhe illâllahü vahdehû lâ şeriyke leh. El âlimü bimâ kâne kable en yekûn. Ve eşhedü enne seyyidenâ ve nebiyyinâ mühammeden abdühû ve rasûlühû nebiyyün şürrife bihil enbiyâü vel mürselûn. Sallâllahü aleyhi ve alâ âlihî ve ashâbihî salâten ve selâmen dâimeyni mütelâzimeyni ilâ yevmi yüb'asûn.

Hamd ü senâ: İki yüzlülere, Âhiretde lâ'net eden, onlara yüz vermeyen Allah'a mahsusdur. O'na hamd ederiz.
Salât ü selâm : İmâmü'l-Enbiyâ'ya, Âl'ine mahsusdur. Salât ü selâm eyler, şefâatleini dileniriz.
Ey kitâbullah'ı sertâc-ı ibtihâc edenler! Kur'an-ı azamet-unvanda buyuruluyor
Ki :
[İnnelleziyne yektümûne mâ enzelnâ minel beyyinâti vel hüdâ min ba'di mâ beyyennâhü linnâsi fiylkitâbi ülâike yel'anühümullahü ve yel'anühümül lâinûn.]
Nazm-ı kerîm'in meâl-i âlîsi :
<< Beşeriyyetin ; zulmetden nûra çıkabilmesi içün inzâl etdiğimiz beyyinâtı, evet insanlar içün ayni hidâyet olan âyetleri, biz kitabda nâs'a apaçık beyân etdikden sonra; bu hakikatleri bilip de gizleyenlere, îcâb etdiği zaman söylemeyenlere, neşretmeyenlere, söylenmesine, neşrolmasına mâni' olanlara, yâhud tahrîf edenlere, Hakk'a yaklaşmak isteyenlere engel olanlara, insanların îmânının katline sebeb olanlara; işte Allah onlara muhakkak lâ'net eder. Allah lâ'net etdiği gibi, lâ'net şânında olanlar da, lâ'net eder.>>
Ey inananlar !
Makaam-ı insâniyyete kadem basan kimsenin, şu âyet-i kerîmenin huzurunda tir tir titrememesine, sözlerini, hâllerini, işlerini sıkı bir süzgeçden geçirmemesine imkân yokdur.
Demek oluyor ki: Cenâb-ı Hak; hak ve hakikati gizleyenleri; abdiyyet rütbesinden soyarak huzûr-ı cemâl-i ilâhîsinden kovuyor.
Şunu iyi biliniz ki:
Beşerin gerek maddî, gerek ma'nevî gerilemesinde en büyük âmil: Aklı erenlerin hak ve hakikati gizlemesi; yâhud onu nefislerinin ahkâmına uydurmak içün tağyîr ve tahrîf etmeleri olmuşdur.
Bu hâl de, beşerin felâketini mûcib olduğundan, Cenâb-ı Hak o kimseye, cezanın en ağırını veriyor da, kendisi, huzûr-ı cemâl-i sübhânîsinden tard etme hakkını veriyor, bu sûretle insanlık âleminden ayırıyor.
Şimdi, acaba: Selâmet-i fıtriyye üzerine doğan ve şânında :
[ Ve lekad kerremnâ benî âdeme ]
diye buyurulan bir kimsenin böyle bir gadaba uğramasından daha acı bir şey var mıdır.
Kardeşler!
Hak ve hakikatı saklamak, tağyîr ve tahrîf etmek, bâtıla doğru koşmak ne vakit olur bilirmisiniz ?
Menfaat, fazîlete tercih edildiği, yaradılışdaki gaaye duyulmadığı, insan, kendisinin unutulup, mühmel bir vaz'iyyetde kalacakmış zannının gelmesi, konuşturanın, bir gün kendisiyle konuşacağına îmân etmemesi, bu âlemin bir geçit olduğunun farkında olmaması, her zerrede Hakk'ın vücûdünün varlığını kalb gözü ile görmemesi, << ben yaşayayım âlem ne olursa olsun, en çalış, ben yiyeyim >> aşağılık fikrinin kendisine gelmesi ile olur.
Daha daha: Kabrin dışının; bir ibret arsası, içinin de hasret dumanı ile dolu olduğunu temâşa etmemesi, nihâyet kendisinin âciz olduğunun farkına varmamasıyla olur.
Dikkat edin !
Âciz kime derler bilir misiniz:
Nefsine, hevâsına mağlûb olana denir.
Şunu bilin ki: Bir lisan ki; hak ve hakikate tercemân olmaz, vazifesini su'-i istîmâl etmiş olur. Evet, kim ne derse desin, sözün doğrusu durup dururken hilâfını söylemek; kelime-i şehâdete karşı âdetâ kelime-i küfür söylemek kabilinden olur. Doğru olan kimse; bütün mevcûdatda Hakkın varlığını görür, hiç kimseye kötülük etmez, elinden hiç kimseyi incitmeklik gelmez. Dînin de hakikatının hulâsası budur.
Burada Resûl-i Ekrem'in bir fermân-ı Ahmedîsini söylemeden geçemiyeceğim :
Resûl-i zîşân efendimize sordular: << Yâ Resûlâllah' Mü'min zinâ eder mi ? >>
<< Yakışmaz amma edeni bulunur. >>
<< Yâ Resûlâllah! Mü'min yalan söyler mi ? >>
<< Hayır.. hayır .. >> buyurdular.
Şu emr-i peygamberînin inceliğini herkesin irfânına terk ediyorum.
Sonra, hak ve hakikati ketmetmek, mahz-ı hidâyet ü inâyet olan Hakkın emirlerini kabûl edip tahsîn etmemek aklın kabûl edeceği bir şey midir ?
Hergün dâr-ı âhirete gidenleri teşyi' ediyor, onları ebedî istirahatgâhlarına götürüyor, masasız, kasasız, rütbesiz, yataksız, hepsi amellerine sarılmış oldukları hâlde kara toprak altında bırakıyoruz. Orada tek ü tenhâ kalıyorlar.. işte o fânîlerin hâli, ne kadar rikkatengiz, ne kadar ibretâmiz değil midir ? Tanımadıkları bir âleme sefer etmişler, sevdiklerinden ayrılmışlar, üç günlük iğreti hayâtın ağır gaflet uykusundan uyanmışlar, işi anlamışlar amma, iş işten geçmiş, esbâbı; tedârik ve telâfi elden çıkmış.. nâz u naîm ile beslenmişlerken yatakları yastıkları kuru toprak olmuş, vaktiyle güvendikleri bütün iğreti mallarını bırakmışlar..
Neye muhtaclar şimdi bilir misiniz ?
Allah'a takdîm edebildikleri hayırlı amellerine, hak ve hakikatden meydâna getirebildikleri meyvalarına ..
Evet, o, tenkinây-i vahşetde, amellerinin cezalarına ma'ruz oldukları hâlde neşr olacakları günün gelip çatmasını bekliyorlar..
Bu ahvâl, intibâha bâis olacak şeylerden değil midir ? İnsân içün bundan daha ziyade ibret alınacak ne vardır ?
Ey ehl-i tevhıd!
Ferdâ-i mahşerde aman: Bugün Allah'dan korkan içündür. Allah'dan korkan da hak ve hakikati gizlemez.
Evet << Aman >> : Fânîyi bâkîye satan içündür. Hilâfına hareketde bulunan aldanır, ömür sermâyesini nâhak yere tüketir, sonra da eli boş kalır.
Ey hakikat dostları!
Bir toplantı yeri var : Âlem-i Meâd. Orada kurulacak bir mahkeme var: Mahkeme-i dâd. Onun tek hâkimi Allah !..
Hulâsa, âhiret yamandır, yaman ..
Mazhar-ı sırr-ı celâl olan yevm-i cezânın korkusundan enbiyâ u mürselîn, melâike-i mukarrebîn bile tir tir titrer. Tecellî-i celâl-i ilâhîye karşı kimde tâb u tâkat kalabilir? Bununla beraber bize: ' Rahmetim, gadabımı sebk etmişdir ' kerem-i sübhânîsinde bulunan Allahımızın geniş rahmeti karşısında boynumuzu büküyoruz.
Yâ Mennân ! Keremine sığındık. Şu âna kadar irtikâb etdiğimiz seyyiâtı hasenâta döndür, bizi Muhammedî getirdiğin gibi Muhammedî götür.
Ey bize konuşma hakkını veren, konuşturan yegâne Hâlikımız !
Bizi doğru konuşturt. Lisânımızı hak ve hakikate tercemân kıl.
Yâ Rabbi !
Resûl-i Hâşimî hakkı içün; bizim kalblerimize rikkat, muhabbet, adâlet ihsân eyle ..
Birbirimizi çok sevelim.. âh almadan yaşayalım.. zaîflerimize merhametli, büyüklerimize hürmetli olalım. Âdemiyyete hizmet edelim. Maddî, ma'nevî terakkîlerle kâm alalım.
Yâ Tevvâb !
Sen; kuluna tevbe yolunu öğreten Hâlıksın. Huzûruna çıkabilecek yüz ihsân eyle. Sevdiklerinin yanına sok.
Bizden ikdâm, senden ikbâl ..


 

 

 [ Elhamdü lillâhi vahdeh vessalâtü vesselâmü alâ men lâ nebiyye ba'deh. ]

( İnnallahe ve melâiketehû yüsallûne alennebiyyi yâ eyyühelleziyne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîma. )

( Allahümme salli alâ muhammedin ve alâ âli mühammedin kemâ sallayte alâ ibrâhiyme ve alâ âli ibrahiyme inneke hamiydün meciyd. )

( Allahumme bârik alâ mühammedin ve alâ âli mühammedin kemâ bârekte alâ ibrâhiyme ve alâ âli ibrâhiyme inneke hamiydün meciyd. )

(İnnallahe ye'müru bil'adli vel'ihsâni ve îtâizilkurbâ ve yenhâ anil fahşâi vel münkeri vel bağyi ye'ızuküm le'alleküm tezekkerûn. )

 

 



[ Ana Sayfa ]  [ Kimdir ]  [ Eserleri ]  [ Sohbetleri ]  [ Türbesi ]  [ Kitabevi ]
 [ İslamiyet Gazetesi ]  [ Hakkında Yazılanlar ]