|
ON DÖRDÜNCÜ HUTBE
İSLAM DİNİNDE KİMLERE ÖLÜ DENMEZ
Elhamdü lillâhil melikil kadiyr. Elğaniyyi anişşeriyki velveziyr.
Elmükaddesi anizzıddi venniddi veşşebiyhi vennazıyr. Elmünezzehi an
hâlit tehavvüli vettağyîr. Elcebbârillezî a'tal mü'minînel emâne min
azâbisse'ıyr. Ve ehlekel cebâbirete bimâ erade minel kazâi vettakdiyr.
Elmütekebbiri feküllü men nâze'ahû fî kibriyâihî ehazehû ve kasamehû
ve hüve alâ külli şey'in kadiyr.
(Ahmedühû) sübhânehû ve teâlâ ve hamdünâ ve in beleğa mâ beleğa feğaayetühüt
taksıyr. Ve eşkürühû ve in şükrenâ tûleddehri cüz'ü yesiyr. Ve eşhedü
en lâ ilâhe illâllahü vahdehû lâ şeriyke lehül aliyyül kebiyr. Ve
eşhedü enne seyyidenâ ve nebiyyenâ mühammeden abdühû ve rasûlühül
beşiyrün neziyr. Eddâî ileyhi biiznihis sirâcül müniyr. Allahümme
fesalli ve sellim ve bârik alâ hâzennebiyyil keriym. Verrasûlis seyyidis
senedil azıym. Zilkalbir rahıym. Seyyidina mühammedin ve alâ âlihî
ve ashâbihî salâten ve selâmen dâimeyni mütelâzimeyni ilâ yevmil mesıyr.
Ve sellim teslîmen kesîra.
Hamd ü senâ: Allah uğrunda sayılı nefesini tüketen kuluna husûsî bir
hayat veren Allah'a mahsusdur.
Yegâne Ma'bûdumuz !
Senin ihsânınla sana hamdederiz..
Ya melce'-i fukarâ!
Salât ü selâm, tehıyyât, teslîmât, tekrîmât : sana mahsusdur.
Ey Hazret-i Tâhâ !
Ya tâhir ü mütahhir olan Habîb-i Ekrem !
Senden şefâat dileniriz. Şefâat husûsunda izn-i tân sana verilmişdir.
Bizi mahrum eyleme.
[ Ve lâ tekuulü limen yuktelü fiy sebiylillâhi emvâtün. ]
Ey vicdanlarında ebed ebed sadâsını duyanlar, yaradılışındaki gaayeyi
duyup aslına kavuşmak aşkını tadanlar!
Cenâb-ı Hakk'ın şu nazm-ı kerîmini aşk tedârik ederek dinleyelim:
Bu âyet-i celîlede : Mecâzî hayat ile ezelî ve hakikî hayâta nâil
olanların farkı i'lân ediliyor da :
"Allah yolunda, o uğurda, O'nun kapusuna vâsıl olmaklık içün
katl olunanlara diğer ölüler gibi ölü demeyin. Onlar, hakikî hayatdan,
hayat verilerek dirilerdir. Lâkin sizler bu dünya hayatının iğreti
örtüsünde mahcûb kaldığınız içün şuûrunuz hakikî hayatı anlamaz",
buyuruluyor.
Ey bu âlemde yalnız tenini beslemek içün değil de rûhuna gıdâ aramak
zevkı ile yaşayanlar!
Şimdi: Hak yolunda cihad nasıl olur ? İnsan; nefsinin hayrını nasıl
ayağının altına alabilir?
Hezâr-âşinâ bir acûzeye benzeyen, ikbâlinde hud'a, idbârında fecîa
gizleyen, birisine güler yüz gösterirken diğerine göz kırpan bu dünyanın
zâhirî zînetine avlanmadan nasıl yürür, hakikati nasıl bulabilir ?
Her hicr ü firâkın aslı bir vasl olduğunu nasıl anlayabilir?
Ma'rifet bâğında biten meyveleri nasıl toplayabilir?
Nasıl mı?
Bir kelime ile :
Vicdanlara hürriyet zevkını tatdıran, tevhid dîni olan İslâm dînine
dâhil olmakla.
"Gaayet ve terakkiyât-ı kurb-ı vahdete nihayet olmadığından,
her tecellî, gelecek bir tecellîye nisbetle istiğfârı mûcib bir hâldir",
diye beyân eden bir îmân içine girmekle.
Ya ibâdallah !
Bu sahne-i şühûdda Hak yolunda cihaddan gayrı, her insan, ayrıca kendi
iklîm-i vücûdunda bir cenge tâbi' tutulmuşdur. Bu cenkde insanın cismi,
rûhuna gaalib gelirse, o kimsenin cengi nefsânî olmuş olur, rûhu,
nefsine gaalib gelecek olursa, o kimsenin de cengi hakkanî olmuş olur.
Şimdi hepimiz kendimizi yoklayalım: Sayılı nefeslerimizi nasıl bir
cenk ile tüketiyoruz?
Hakkanî cenk ile mi, nefsânî cenk ile mi ? Ya'ni Hak lezzetini alarak
mı yaşıyoruz, yoksa bundan habersiz miyiz ?
Ey kardeşler!
Hasta olanın tad alma kuvesi bozuk olduğundan en lezîz yemeğin dahi
lezzetini alamaz.
Ma'nâya inanmayan, yârın bir dîvanda, bir huzurda; konuşturanın, kendisiyle
konuşacağına, yaptığı bütün hareketlerinin bir gün hesâbını vereceğine
îmân etmeyen kimse de dalâlet hastalığına mübtelâ olduğundan zâika-i
isti'dâdı bozulmuşdur, o da Hak lezzetini alamaz. Hak dendi mi tüyleri
ürperir, Hak yolunda cihadı mânasız bulur. Onun içün çok çalışalım,
bu isti'dâdı bozdurmayalım da Hak lezzetini alalım, o uğurda cihaddan
kaçınmayalım.
Ya Rabbi! Sen de bize bu isti'dâdımızın bozulmaması hususunda yardım
et de, senin uğrunda cihad edelim, bize de "ölü" denmesin.
Bu isti'dâmızı bozup da, bâtılı bize hak sûretinde göstertme. Öz elinle
yakmış olduğun îman çerâğını, nefs-i emmâremizin rüzgâriyle södürtme.
Bizi nefsânî cenkden koruyup , hakkanî cenk ihsân eyle.
[ Elhamdü lillâhi vahdeh vessalâtü vesselâmü
alâ men lâ nebiyye ba'deh. ]
( İnnallahe ve melâiketehû
yüsallûne alennebiyyi yâ eyyühelleziyne âmenû sallû aleyhi ve sellimû
teslîma. )
( Allahümme salli alâ muhammedin
ve alâ âli mühammedin kemâ sallayte alâ ibrâhiyme ve alâ âli ibrahiyme inneke
hamiydün meciyd. )
( Allahumme bârik alâ mühammedin
ve alâ âli mühammedin kemâ bârekte alâ ibrâhiyme ve alâ âli ibrâhiyme inneke
hamiydün meciyd. )
(İnnallahe ye'müru bil'adli
vel'ihsâni ve îtâizilkurbâ ve yenhâ anil fahşâi vel münkeri vel bağyi
ye'ızuküm le'alleküm tezekkerûn. )
|