Yeşil Hoca

 

Hutbelerim

 

Hz. ALi (R.A)

Eserler

Amerikalıların Suallerine Cevablar

 

 

 

      Hutbelerim kitabı Şemseddin YEŞİL Efendi Hazretlerinin Ellibeş adet hutbesinin toplanarak bir kitap haline getirilmesinden oluşmuştur . Bu hutbelerimiz her Cuma yenilenmektedir. Aynı zamanda Efendi Hazretlerinin elimizde bulunan tek sesli Hutbesinide yukarıdaki mediaplayer aracılığıyla dinliyebilirsiniz, Lütfen hutbenin başlaması için biraz bekleyiniz ...
                               
                                    [ Sesli Hutbe Değişmemektedir, Yazılı Hutbelerimiz Güncellenmektedir . ]

 

YİRMİDÖRDÜNCÜ HUTBE

 

NE ZAMAN MİLLETLER ÜMMET-İ MUHAMMED'İ BİRBİRLERİNE İKRAM EDERLER


Elhamdü lillâhil hakiymil ğafûr. Elvedûdiş şekûr. Müdebbiril ümûr. Ve câbiril meksûr. Ellezî halekassemâvâti vel'arda ve ce'alezzulümâti vennûr.
(Ahmedühû) sübhânehû ve teâlâ alâ külli makdûr. Ve eşhedü en lâ ilâhe illâlahü vahdehû lâ şeriyke lehû şehâdeten tüneccî kaailehâ min zulümâtil kubûr. Ve eşhedü enne seyyidenâ ve nebiyyenâ mühammeden abdühû ve rasûlühüllezî ekaame menârel islâmi ba'ded düsûr. Sallâllahü aleyhi ve alâ âlihî ve ashâbihî salâten ve selâmen dâimeyni mütelâzimeyni ilâ yevmil ba'si vennüşûr. Ve sellim teslîmen kesîra.

Hamd ü senâ: Habîbinin muhabbetini gönlünde taşıyanları, ona tâbi olanları milletlere yem yapmayacağını beyan buyuruan Allah'a mahsusdur.
Yegâne Ma'bûdumuz !
Sen ikrâm etdin de dînini bize ihsân etdin.
Sana hamd ederiz.
Hakikî yüzümüzü senden çevirmeye söz verdik, nusratını dileniriz.
Ya Hazret-i Tâ-Hâ !
Ey kıble-i enbiyâ !
Salât ü selâm sana mahsusdur. Şefâatini dileniyoruz. Sen elimizden tut da; milletler bizi birbirlerine ikram etmesinler.
Ey zât-ı ehediyyet, cenâb-ı Ahmediyyete feth edildiğine inananlar!
Hz. Muhammed'in bizâtihî kendisinin mu'cize olduğunu görenler !
Şu emr-i peygamberîyi bir ân içün bütün dünyevî alâkalardan soyunarak can kulağı ile dinleyelim.
Âlemde her mihnet; bir rahatın başlangıcı olacağına inanarak dinleyelim.
Her şeyden ibret alalım.
Mûsâ kelîmullah; çocukluğunda dili yanmak yüzünden Allah ile konuşmaya mazhar oldu. Hilkatin bu inceliklerini duyarak dinleyelim.
Yardım olmazsa ta'rîfin hiçbir işe yaramayacağını bilerek dinleyelim ve Hakkın yardımını dilenelim.
Ey Hak içün kardeşler!
Sultân-ı Rüsül Efendimizin buyurmuş oldukları bu hadîs-i şerîfin meâl-i âlîsi şudur:
" - Yakın bir zamanda milletler her tarafdan sizleri birbirlerine ikrâ ederler. Hem nasıl ikrâm ederler: Misâfirlerin, bir sofrada oturup önlerine gelen bir tirid tepsisini <buyurun> diye birbirlerine ikrâm etdikleri gibi."
Eshâb-ı kirâm, bu beyânât-ı Ahmedî'nin dehşetinden tir tir titriyerek :
"-Ya Resûlâllah!Biz o vakit adetçe pek mi az olacağız da bu hâl bizim başımıza gelecek? " dediler.
Sultân-ı Rüsül Efendimiz cevâben :
" - Hayır, sizler bugünkünden pek çok olacaksınız. Fakat ki fâide çokluğunuz saman çöpü gibi olacak. Hem nehir üzerindeki saman çöpü gibi. Bu hâl sizde zâhir olunca düşmanlarınızın kalbinden sizin mehâbetiniz çıkarılacak. Sizi saymayacaklar, sizden korkmayacaklar, kıymet vermeyecekler. Aynı zamanda sizin kalbinize < Vehn > târî olacak." (Birdenbire bu hâl meydâna çıkacak.)
Eshâb-ı kirâm :
" - Ya Resûlâllah! < Vehn > nedir?" diye sorduklarında :
" - Zilletle, alçakça yaşamayı seveceksiniz, insanca ölmeyi çirkin göreceksiniz." Buyurdular.
Ya Rabbi !
Biz, tarihin en eski efendisinin çocuklarıyız. Bizim dedelerimiz hak ve hakikat uğrunda can vergisi vermiş, adâletle tahdîd edilmiş hürriyyete sâhib olmuş, dâima hür yaşamış, zulmü gördüğü yere adli, cehli gördüğü yere ilmi koymuş, "aman" diyene âğûşunu açmışdır.
Hubb-ı gayrı, kıyâs-ı nefsi kaide yaparak sayılı nefesini tüketmiş, senin huzûr-ı izzetine öyle çıkmışdır. Biz de öyle çıkmaya azmetdik. Sen bizi bu hadîs-i şerîfin emirlerine mazhar kılma.
Bizim gönüllerimiz senin muhabbetinle çarpsın.
Biz, bu kâinatın, seninle kaaim, sein muhabbetinle dâim olduğuna, senin irâde-i ilâhiyyen teallû etmedikçe hiçbir şey'in kıpırdayamıyacağına, bütün sebebler, senin irâde-i sübhâniyyene muhtac, fakat senin irâde-i ilâhiyyen hiçbir şey'e muhtac olmadığına îman eden kullarındanız.
Bizi ihtirâsât-ı nefsâniyyenin pençesine düşürüp milletlere yem yapma. İnsanlık âlemine hâdim kıl.
Gönlümüzü bin parça edip her birini bir matlap peşinde koşturtma. Gönlümüz dâima birleşmiş yaşayalım. Hak ve hakikat uğrunda müteaddit kalıplarda bir rûh olalım.
Ya Hannân !
İkrâm etdin, selâmet-i fıtriyye ile bizi halk etdin. Bu yaradılışımızı sen muhafaza et.
Ya Mennân !
Bizim suçumuz, senin deryâ-i rahmetinde ben de olamaz. Keremine gururlanıyoruz. Bâb-ı rızânı çalacak yüzümüz yoksa, bâb-ı lûtfunda duruyoruz. Zâten nereye gidebiliriz? Bizi kim kabûl eder ? Sen yaratdın, sana geliyoruz. Bizi bu dünya sahnesinde ağır imtihâna tâbi' tutma, îmânımıza bağışla. Resûlünün yüzünü görmeden, onun fem-i seâdetinden çıkan sedânın ânını işitmeden habere gönül verdik, öyle îmân etdik, ona bağışla.
Ya Tevvâb !
Ey kuluna tevbe yolunu öğreten Allah !
Sana sığınıyoruz.
Senden meded.


 

 [ Elhamdü lillâhi vahdeh vessalâtü vesselâmü alâ men lâ nebiyye ba'deh. ]

( İnnallahe ve melâiketehû yüsallûne alennebiyyi yâ eyyühelleziyne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîma. )

( Allahümme salli alâ muhammedin ve alâ âli mühammedin kemâ sallayte alâ ibrâhiyme ve alâ âli ibrahiyme inneke hamiydün meciyd. )

( Allahumme bârik alâ mühammedin ve alâ âli mühammedin kemâ bârekte alâ ibrâhiyme ve alâ âli ibrâhiyme inneke hamiydün meciyd. )

(İnnallahe ye'müru bil'adli vel'ihsâni ve îtâizilkurbâ ve yenhâ anil fahşâi vel münkeri vel bağyi ye'ızuküm le'alleküm tezekkerûn. )

 

 



[ Ana Sayfa ]  [ Kimdir ]  [ Eserleri ]  [ Sohbetleri ]  [ Türbesi ]  [ Kitabevi ]
 [ İslamiyet Gazetesi ]  [ Hakkında Yazılanlar ]